Such a beautiful sentence…

Let’s be honest. We don’t remember all the books we read. We forget some key characters and even the plot line, while we can remember a small random detail that may not have a major role in the story. Or sometimes we remember just one quote and a few characters that somehow influence us.

Crumble (Lay Me Down, Justin Timberlake) by Sheila Callaghan is one of the plays that left a nice little quote to me:

Continue reading

Ne güzel bir cümle…

Dürüst olalım okuduğumuz her kitabı tam olarak hatırlamıyoruz. Karakterleri, hatta hikayenin gidişatını etkileyen başlıca olayları bile unutabiliyoruz. Ama bazen de önemsiz detayları öyle iyi hatırlıyoruz ki! Bazen de aklımızda bizi etkileyen bir söz ve birkaç karakter kalıyor.

Sheila Callaghan’ın yazdığı oyun Crumble (Lay Me Down, Justin Timberlake) bana tatlı bir cümle bıraktı:

Continue reading

Şehrinde Turist Olmak

İnsan kendi şehrinde turist olabilir mi?

Yaşadığın yerde turist gibi hissetmek bazen can sıkıcı olabilir. Sanki yabancı gibi ya da oraya ait değilmişsin gibi yanılsamalara kapılabilir insan. Ama çok da güzel bir tarafı vardır şehrinde turist olma duygusunun. Yaşadığın yeri dışardan gözlerle görmek yeni bir bakış açısı kazandırır. Bu da bir tür özgürlük değil midir?

moda1
İstanbul Moda’da bir heykel.

Herhalde herkes için aynıdır, turist olarak gittiğimiz şehri daha çok gezeriz. Doğduğumuz yerdeki çoğu müzeye, tarihi mekanlara veya turistler çok önemli merkezlere hiç gitmemişizdir ama birkaç günlüğüne bile olsa ziyaret ettiğimiz yeni şehirlerde her şeyi bir araya sıkıştırıp bütün turistik mekanlara gitmeye çalışırız. Bunu yaşadığımız şehirde de yapmak mümkün, hem de geniş zamanlara yaya yaya, güzellikleri ve farklılıkları sindire sindire keyif alabiliriz.

Continue reading

Sebepsiz Mutlu Ol ve Yaşamaya Bak

Kitap okumak için zaman ayırmak gerekiyor, özellikle de şimdi ki sosyal medya, iş güç, günlük hayatın getirdiği koşturmaca, biraz kafa dağıtayım bari diye dizi film, yemek yedik, dışarı çıktık derken hala kitap okumak için zaman ayırabiliyorsanız bravo size. Gerçekten kitapları ve okumayı umursuyorsunuz demektir bu.

Biz genelde kitap seçimlerimizi kurgudan yana kullanırız. Kurgu okumak başka dünyalara dalmak ve hiç gitmediğiniz yerlere gidip, hiç tanımayacağınız kişilerle maceralara atılmak demek. Hatta o karakterin en iyi arkadaşı olmak demek. Gerçi bu yazı kurgu kitaplarla ilgili değil, bu konuyu uzatmadan kurgu dışı kitaplara geçelim.

Continue reading

Ülkü Tamer Anısına…

Edebiyatın önemli isimlerinden Ülkü Tamer 1 Nisan 2018’de vefat etti, ardından medya onun şiirlerini ve işlerini hatırladı ve hatırlattı. Biz de Ülkü Tamer’i nasıl tanıdığımızı hatırladık ve bu nedenle, Ülkü Tamer’i kaybedişimizin birinci yılında bir yazı yazmak istedik.

ana-gorsel-ulku

Ülkü Tamer’in adını ilk olarak Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabının çevirmeni olarak öğrendik. En sevdiği kitabı okumaya kıyamayanlar olduysa neden kitabın kapağının her yanını ezberlediğimizi anlayacaktır. Harry Potter hayranları olarak, kitabın bitmesine kıyamaz, arada kitabı kapatır ve o çok güzel çizimleri seyreder ve kitabın yayın ve basımevi hakkında her şeyi okurduk. Dolayısıyla Ülkü Tamer bizim için Harry Potter çevirmeniydi (Sonrasında çeviriler Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu’ya emanet edildi.)

Sonra en sevdiğim dizilerden Yabancı Damat’ı seyrederken bir bölümde Continue reading

Benim, hep benim, zaten benim

Sevgililer günü için herkes bir şeyler yaparken, özellikle de sosyal medya ilgili postlarla dolup taşarken biz de bir şeyler yapalım, özellikle de Youtube kanalımıza temalı video yapalım dedik.

Sonra da Öykü ile birlikte bir çılgınlık yaptık ve bir şarkı söyledik.

Şimdi gelelim günün önemine.

“Kapitalizim oyunları bunlar!”dan öteye geçip, günün ekonomiye katkısına sevinebiliriz mesela. Bugün pastaneler, çiçekçiler ve daha birçok işletme cirosunu sezona bağlı katladı. Birçok evde pasta yendi, tatlı sözler söylendi. Sadece sevgililer değil başkaları da eğlendi.

O kadar kolay ki, sevdiğimiz insanları, doğayı ve sahip olduğumuz güzellikleri görmezden gelmek ve onları şimdiki hallerinde “benim, hep benim ve zaten benim” kabul etmek.

Değer bilmek bizi yüceltir, sevmek iyileştirir.

Evet, romantik birinin sözleri bunlar. Ama ara sıra da olsa böyle polyannacılık oynamak ve pembe gözlüklerimizi takıp etrafa daha tatlı bakmak hoş olmaz mı?

Sevgi Gününüz Kutlu Olsun!

Bu arada az önce izlemediyseniz yeniden, unutmadan:

Sevgiler,

Övgü

Grow with Appreciation, Heal with Love

Happy Valentine’s Day! Even though you do not have a valentine, and let this day be a day to celebrate the love in our lives.

Oyku and I did something crazy and sang a song on our Youtube Channel! It is an old Turkish song, which is normally more upbeat but we wanted to sing it slow, since we like this song more when it is slow.

And I have a couple of things to say about the today.

It is so easy to overlook family, friends, nature and so many other things we love. It is so easy to take them for granted.

We grow with appreciation, heal with love.

Let’s appreciate the people we love, cats and dogs we adore and nature.

We all know that days like this are primarily good for the economy. Cakes, candies and flowers are sold and of course the businesses enjoy the seasonal revenue boost. Today so many sweet things are taken in and sweet things are spoken out. So let’s say nice things today.

Yes, these are words of a romantic girl, but wouldn’t it be nice to be more optimistic and wear our pink shades for a day and see through rose-colored glasses?

By the way, if you forgot to click on the one above and kept on reading (thanks) here it is again.

Love,

Ovgu

Yellow Houseplant Mushroom – Little Surprise Near Our Cactus

If you want to read this in Turkish: click here.

Two days ago I realized something curious at the bottom of the cactus in our living room. There were two little yellow mushrooms! As much as they look like toys or from Smurfs, they are real! They appear to have yellow pollen-like powder – which is probably the mushroom spores – and have painted the end of spikes of the five cacti in the same pot to yellow.

After some research and friends’ help through Instagram (of course we shared the pictures on Instagram Stories) we learned that it is not as poisonous as we think – as long as you don’t eat it. But still we put the pot in the balcony, just to make sure that it doesn’t have any bad effects through the air we breath indoors.

The scientific name of Yellow Houseplant Mushroom is Leucocoprinus Birnbaumii and it is very common for the potted plants. Apparently the spores come with the soil package or through air and when the conditions like humidity and warmth are good enough, a mushroom just pops out next to various house plants.

Now the pot is resting in the balcony and the two little mushrooms are still there, although they are wilted. It looks like the mushrooms don’t like the cold balcony. We hope that they don’t affect the growth of our beautiful cacti. We will update you 🙂

Love, Öykü

Find us on Youtube , Instagram and Twitter

Kaktüsümüzün Dibindeki Sarı Mantar Sürprizi

For English version of this article click here.

İki gün önce güzelim kaktüslerimizin dibinde sarı iki mantar bulduk. Şaşkınlıkla bu oyuncak gibi, hatta Şirinler köyünden fırlamış mantarlara bakarken aklımızdan türlü düşünceler geçti: Zehirli mi? Havadan soluyarak zehri bize ulaşabilir mi? Kaktüsümüze zarar verir mi? Ve nereden çıktı bu?

Evin içinde, tam oturma odasının ortasında böyle neon sarısı mantarların ne işi vardı ki! Tabii ki hemen fotoğraflarını çektik ve İnstagram hikayeden paylaştık ve fikri olan var mı diye sorduk. Bazı arkadaşlarımızın gönderdiği linkler ve biraz Google araştırması ardından çok zehirli olmayan ve saksı bitkilerinde sıkça karşılaşılan bir tür olduğunu öğrendik.

Bilimsel ismi Leucocoprinus Birnbaumii, ve Sarı Saksıbitkisi Mantarı olarak da biliniyor yani Yellow Haouseplant Mushroom. Yemediğiniz sürece zehirli değil diye okumamıza rağmen biz balkona çıkardık çünkü mantarın üstü polene benzer sarı tozla kaplı, büyük ihtimalle mantar sporları bunlar. Hatta bu polen benzeri sarı toz kaktüsün dikenlerinin uçlarını boyadı bile!

Şimdi saksı beş minik kaktüs ve iki sarı mantarla birlikte balkonda hava alıyor. Mantarlar soğuk balkon havasını sevmemiş olmalı ki solmuşlar biraz. Umarız kaktüslerimize bir şey olmaz! Takipteyiz!

Sevgiler,

Öykü

Bizi Youtube , Instagram ve Twitter ‘da takip edin, siz de takipte kalın 🙂


Instagram NAMETAG * AD ETİKETİ

Turkish version is below

Instagram instroduced a new feature: Nametag. The purpose of nametag is to scan the tag and go to the account and follow it. It kind of reminded us the Snapchat feature. You can also customize your nametag with emojis, colors or even a selfie! We wonder how creative people will get, but it seems like there is not much room to make crazy changes.

43243441_324444944987325_4250280875704451072_n

Ours is a hand writing emoji, we think it suits the blog very well and tells so much about our passion. We love writing (which obvious by now due to this blog), we also love drawing. We used to draw and paint more often when we were at school, but Continue reading