An Autodidact Freedom Searcher – Gorky

For the last couple of years, whenever I gazed over the shelves of the bookcase, this book attracted my attention. Finally I had a chance to read it: True Stories by Maxim Gorky.

Some books are fun and easy to read, while some give a different kind of literary satisfaction. Gorky’s stories are not difficult to read, but they also have that sweet taste of literature. It has been a long time since I read such a literary work and it felt good.

I just finished the book and I wanted to write a post about it. Characters are described quite well, I felt like I already know these people who lived more than a century ago. Some of the stories tell folk stories, some have epic sounds, but all have realistic approach to character descriptions, and they all tell the search for freedom. Many parts have long philosophical parts about freedom, meaning of life, and change in life styles as people move towards cities.

img_6519

In this image, two grass-heads accompany the book, True Stories by Maxim Gorky.

One of the parts that loved about this book is the beautiful imagery! Many of the stories have impressive descriptions of sea, wind and the appearance of the characters.

I also made a quick research about Gorky. According Henri Troyat, Gorky, who grew up in poverty and tried to educate himself in absence of formal education, is a total autodidact, a self-learner. Freedom is the main theme in most of his works and maybe that’s why Troyat describes him as a utopian. The stories give insight to the politics of late 19th century, and the lives of working class men. 

I read this book in Turkish, so now I want to see how other languages treat the imageries and other literary tools. I wish I could read all the books in their original languages, because translation is an art itself and some things change when translating.

I just finished the book and now I will make Oyku start reading this book so that we can discuss!

Love,

Ovgu

Yaz dizilerinden sezona geçiş

En çok sevdiklerimizden iki şey: diziler ve yazmak. Bu ikisi birleşti ve severek takip ettiğimiz dergide yazımız yayınlandı!

Türkiye’nin tek dizi kültürü dergisi Episode Dergisi’nde yazımız yayınlandı. Sezona devam eden yaz dizilerinin geçirdikleri değişimleri yazdık.

Okumak isteyenleri aşağıdaki linke davet ediyoruz.

http://episodedergi.com/yaz-dizilerinden-sezona-gecis-ovguoyku-bozgeyik/

blog

“But we didn’t change places!” A vlog

We posted a new video, which actually not really new. It took a long time to edit this one, because, you know, summer…

Video editting takes time and energy. We have been postponing it. But why let them get old without being watched? 

So we are back to vlogging friends! 

Here is the video:

Tears of Love

The title sounds lame but wait until you read this post.

A few weeks ago we went to a florist.  The owner has turned his large backyard of his little house to a plant storage, almost a plant-house and now he cultivates seedlings of citrus, jasmine and bougainvilleas. He also sells pots of flowers, mostly to be planted, and a very small collection of succulents. Oyku and I love succulents and when we went near them we saw a different looking plant. We had seen that plant for the first time in our lives and before we could ask about it the owner told the name: ‘Tears of Love’. It seemed as if this was one of his favorites. He explained that the plant doesn’t have flowers, but when a little bud drops on the soil, a new plant grows from there. 


We think this plant is a succulent or a type of cactus (forgive our lack of knowledge about succulents and cacti; we may not know much, but we are admirers) and propogation is possible with the small buds. We wonder who named this type of succulent with such a romantic/emotional name. We did not get this plant, but it we wish we did! 


This plant seemed very interesting to us, so we wanted to post it on our blog. It is beautiful and different. Besides, anything with a story is more beautiful.


P.S.: We were so excited to learn more about the plants and asked the names of them. The florist answered to most of our questions, but hesitated at some. He then said, “There are so many plants, it is hard to know and remember all of their names. So I don’t know some of them, and we make up names for some.” Who knows, maybe “Eye Drop of Love” is a name that is made up. You can comment below if you know about it!

Love,

Ovgu and Oyku

Aşkın Göz Damlası

Biraz arabesk bir başlık oldu ama yazıyı okuyup öyle karar verin.

Geçenlerde bir çiçekçiye gittik, ama öyle buket çiçek satanlara değil. Bu çiçekçi limon fideleri, begonviller, yasemin fideleri ve daha birçok çeşit ağaç fidesi satıyordu. Tabii küçük saksı bitkileri de vardı. Öykü ve benim gözlerim kaktüsleri aradı, o sırada gözümüze şu güzel bitki çarptı, kaktüslerin tam yanında.


Biz sormadan oranın sahibi çiçeğin adını söyledi. ‘Aşkın göz damlası’. Bu adı sevgiyle söyledi adam, sanki bu çiçek en sevdiklerindenmiş gibi. Damlaya benzeyen tomurcukları olduğu için böyle bir isim uygun görülmüş herhalde. Çiçek açmazmış. Tomurcuklar zamanı geldiğinde toprağa düşünce tam düştüğü yerden yeniden çıkarmış bitki. 


Tahminimiz, bu bitki succulent denilen kaktüs gibi su tutan bitkilerden ve o küçük tomurcuklarıyla çoğalıyor. Böyle kaktüs tipi bir bitkiye ‘Aşkın Göz Damlası’ gibi romantik bir ismi kim neden koymuş acaba? Almadık bu bitkiyi ama aklımızda da kalmadı değil!

Bize çok ilginç geldi, paylaşmak istedik. Çok güzel bir çiçek, hem de farklı. Zaten hikayesi olan her şey bir başka güzel değil mi? 


Not: Biz merakla bitkilerin ismini sorarken, oranın sahibi sorularımızın birçoğuna cevap verse de birkaçında duraksadı ve “O kadar çiçek var ki, hangi birinin adını aklımda tutayım. Hepsini bilmiyorum tabii, bazılarını da uyduruyoruz işte,” dedi. Kim bilir, belki “Aşkın Göz Damlası” da bunlardan biridir. Bilen varsa yorum yazabilir, biz de öğrenmiş oluruz.

Sevgiler,

Övgü ve Öykü

Yeni Video | Ama Biz Yer Değiştirmemiştik!

Yoğun gündemden bunaldıysanız, kafa dağıtmak istiyorsanız en son yayınladığımız videoya bir göz atabilirsiniz! Bu kısacık videoda bir ikizlik anısı anlattık, sohbet gibi oldu. Umarız beğenirsiniz!

Design is in love with emotions

Design is a good friend of technology. Computer brings them together and we see their collaboration in various forms, like web-design, architecture, fashion, visuals… However, design is in love with emotions; therefore, trends rise from the human effects like passion, love, envy, inadequacy and longing.

That is why there are two ends of development for design. As we move to a modern and space-like design trends with the help of technology, we also move towards the ethnic and rarest bits of culture that make us feel unique and safe, in a way. We want oriental elements with modern details.

These photos are from Elmaci Pazari in Gaziantep, Turkey. Since we were born in there, we always found the ethnic elements as the typical details of life. However, as we traveled outside this city for our education, first to Istanbul then to the US, we started to grasp the meaning of culture, and the depth of past. We realized that some cultural details that belonged to our past had nothing to do with other people’s life. Yet, these ethnic forms and utilities somehow show themselves in daily lives of these people who had never been to Elmaci Pazari in Gaziantep, because culture does not have an exclusive identity and no boundaries when it is a part of a design. Because, design longs for a concept and the best forms can be found in the roots. And of course, because design is in love with emotions. 

The concept of future somehow manages to encapsulate the past and now. Design offers opportunities to bring different cultures and when we let design to love emotions, collaboration can be the future of design.

Love,

Ovgu and Oyku


Note: This blog post is a part of Design Blogger Competition organized by CGTrader

Örgülü Saç Modeli Challenge – Örgülü Taç ve Balıksırtı Örgü Nasıl Yapılır?

Yeni videomuzda örgülü saç modelleri deniyoruz. Öykü örgülü taç, Övgü balıksırtı ikili örgü modelini yaptı. Hangimizin daha güzel yaptığına bakmak isterseniz:

We did two braid hairstyles in our latest YouTube video. Öykü tried braided hairband, and Övgü tried the Frenchbraid. If you want to see whose is the best you can watch above. Thank you 😊 

Sevgiler,

Övgü ve Öykü

En Son Videomuzun Perde Arkası

Meyveleri ağaçlarında görmek artık pek mümkün değil. Ne güzel eskiden evlerin bahçelerinde kiraz ağaçları, elma ağaçları olurmuş. Şimdi apartmanların arasında saklanmış bir kayısı ağacı gördüğümüzde seviniyoruz. Biz de fırsatını bulunca doğada bir gezintiye çıktık ve Antep fıstığı, zeytin, ceviz ve erikleri dalında gördük.

En son paylaştığımız videoda bu gezimize yer verdik. Ağaçların etrafında dolandık, hatta bir tanesine ikimiz de tırmandık. Gerçi inmek konusunda pek becerikli değildik! Halbuki alçak ağaçlardı, ama pratiğimiz yok.

Ziyaret ettiğimiz ağaçlar arasında zeytin, fıstık, erik, ceviz ve asma vardı. Bu meyvelerin henüz olgunlaşmamış hallerini gördük, tabii bir de kuşlar tarafından gagalanmış erikleri!

Düzeltmek istediğimiz bir konu var. Video başında çağla ağacına da gittiğimizi söylüyoruz, ama sonra kamerada o görüntüleri bulamadığımız için videoya koyamadık. Bu arada, çağla büyünce badem, erik veya kayısı oluyormuş. Bizim ziyaret ettiğimiz ağaç hangisiydi bilemedik.

Bir de videoda fıstık sakızından bahsettik. O esnada ne işe yaradığını bilmiyorduk, sonra kısaca araştırdık. Mideye iyi gelirmiş, iltihap için ve çeşitli merhem yapımlarında kullanılabilirmiş. Bunları da yeni öğrenmiş olduk.

Umarız izlerken siz de bizim çekerken eğlendiğimiz gibi eğlenirsiniz!

Sevgiler,

Övgü ve Öykü

Attila İlhan’ın Şiirlerini Yeniden Keşfetmek

Bir şilep sızıyor gözlerinden…

Bu kurtlar sofrasında belki zor…

Sisler Bulvarında seni kaybettim…

Aysel git başımdan…

Eğer sen yine İstanbul’san, aldanmıyorsam…

Gözleri karanlığı dar hücrelerin,

Seni görür görmez özgürlüğümden utandım…

Beni bırakıp gitme ne olursun…

Kimi sevsem sensin…

Belki gelmem gelemem, beş dakika bekle git…

Bir yerlere yıldırım düşüyorum,

Ayrılığımızı hissettiğim an

Demirler eriyor hırsımdan…

Bunca yıl sönmemiş umudum

Nisan değilse mayıs perşembe değilse pazar…

Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor

Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil…

Yanlış bir hayalin şehrinde kaldım

Sevdiği ben değilim anlatamam…

Attila İlhan, şiiri sevdirecek bir dille, bulut bulut geçti yüreklerden. Yukarıdaki şiiri onun en sevdiğimiz dizelerini bir araya getirerek oluşturduk. Farklı bakış açıları edinmek, çok iyi bildiğini düşündüğümüz şiirleri yeniden keşfetmek için… Çünkü bizce Continue reading