2022’de Neler Okumalı – Kitap Tavsiyeleri

Yeni bir yılın başındayız ve yıllık okuma hedefi koymak için harika bir zaman. Eğer okumak için kitap arıyorsanız biz de kitap tavsiyeleri verebiliriz. Kitap önerilerimizi Youtube sayfamızda paylaşıyoruz ama burada toparlayıp size kategoriler ile biraz fikir vermek istedik.

2020 yılına girerken yaklaşan pandemiden habersiz kendimize 2020 için 20 kitap okuma hedefi koymuştuk. Evet evlere kapandığımız dönem kitap okumak için müsait bir zaman gibi dursa da aslında çok da kolay olmadı yirmişer kitabı tamamlamak. İkimiz de farklı 20 kitap okuduk ve böylece yıl boyunca toplam 40 kitap öncelemesi yapmış olduk. 2022 için okuma listenizi oluşturuyorsanız bu yazı ve videolar tam size göre! Beğendiğimiz ve beğenmediğimiz taraflarını da konuştuğumuz için size iyi fikir verebilir.

Continue reading

Yedikule Zindanları – Leyla ile Mecnun’un Metonya’sı

Yedikule Zindanları’nın Leyla ile Mecnun dünyasının Metonya’sı olduğunu biliyor muydunuz?

Ayrıca Cüneyt Arkın’ın birçok filmi de burada çekilmiş. Kurgusal dünyada çeşitli hikayelere ev sahipliği yapmış olması da ilgi çekici, bir de üstüne tarihinin çok eskilere dayanması ve farklı dönemlere şahit olması burayı oldukça büyüleyici ve bazen de ürkütücü bir yer yapıyor.

Tarihin yüzyıllarını geçirmiş, ne yangınlar, depremler ve yağmalarla harap olmuş ama yine de dayanmış son derece etkileyici ve tarih dolu bir yapı burası.

Kuleler yüzyıllar içinde farklı amaçlar için – tahıl ambarı, hazine, elçilerin konaklaması ve zindan olarak – kullanılmış. İçlerine girdiğinizde tarihini dinlerken kan dondurucu detaylar da öğreniyorsunuz. Yılanlı kuyu gibi bilgi alma alanı ya da Kanlı kuyu gibi idam noktaları da mevcut.

Kuleler yüzyıllar içinde farklı amaçlar için kullanılmış. Biri Hazine olarak kullanılmış, savaş ganimetleri, önemli belgerler saklanmış. Bir kulede elçiler misafir edilmiş. Aynı kulenin alt katında tutsakları yaklaşık sekiz metrelik yılanlarla dolu kuyuya sarkıtılarak bilgi alırlarmış. Elçiler ve esirlerin birbirlerini görmesi mümkün olmasa da birbirlerini muhtemelen duyuyorlardı.

Yedikule Zindanları’nın kulelerinden birinin içi.

İlk olarak Altın Kapı yapılmış, Doğu Roma İmparatorluğu zamanında 413 yılında yapılmış, gerçekten altın kaplama kocaman bir ana kapı ve iki yanında bronz kapılar zafer kapısı olarak da biliniyor. Zafer kapısı zafer kazanıldığında

Continue reading

Oyun Kitabı Okumak – Henrik Ibsen

#2020de20kitap projemizin benim için ikinci kitabı Norveçli ünlü oyun yazarı Henrik Ibsen’in dört oyununun yer aldığı oyun kitabı oldu.

Kitaptaki oyunlar Ibsen’ın en bilinen oyunlarından dördü: A Doll House (Bir Bebek Evi) , The Wild Duck (Yaban Ördeği), Hedda Gabler, The Master Builder (Yapı Ustası Solness)

Bu yazıyı internette araştırıp bulabileceğiniz bilgilerle dolu derleme bir yazı olmasındansa kendi düşüncelerimi anlattığım bir yazı olarak yazmak istiyorum, sonuçta burası bir blog. Ama tabii ki bu yazıyı yazmadan önce kendimi durduramadım ve

Continue reading

Masallar Hep Aynı Mıdır? 2020’nin ilk kitabı!

2020’de 20 kitap okumak için kitap seçerken tabii ki anneannemizin kitaplığına uğradık ve oradan birkaç kitap seçtik. Aslında ayın başında başka bir kitaba başlamıştım ama onun biraz yavaş ilerleyeceğine karar verip yeni bir kitap seçtim kendime. Böylece ay içinde bir kitap kesin bitirebilirim diye düşündüm.

Normalde başladığım kitap Ibsen’ın dört oyunun olduğu bir İngilizce bir kitaptı, bir oyunu bitirdim ama ocak ayında bitirmem için daha hızlı okuyabileceğim kitap arıyordum ve onu buldum.

2020’de ilk bitirdiğim kitap

Continue reading

Ne güzel bir cümle…

Dürüst olalım okuduğumuz her kitabı tam olarak hatırlamıyoruz. Karakterleri, hatta hikayenin gidişatını etkileyen başlıca olayları bile unutabiliyoruz. Ama bazen de önemsiz detayları öyle iyi hatırlıyoruz ki! Bazen de aklımızda bizi etkileyen bir söz ve birkaç karakter kalıyor.

Sheila Callaghan’ın yazdığı oyun Crumble (Lay Me Down, Justin Timberlake) bana tatlı bir cümle bıraktı:

Continue reading

Şehrinde Turist Olmak

İnsan kendi şehrinde turist olabilir mi?

Yaşadığın yerde turist gibi hissetmek bazen can sıkıcı olabilir. Sanki yabancı gibi ya da oraya ait değilmişsin gibi yanılsamalara kapılabilir insan. Ama çok da güzel bir tarafı vardır şehrinde turist olma duygusunun. Yaşadığın yeri dışardan gözlerle görmek yeni bir bakış açısı kazandırır. Bu da bir tür özgürlük değil midir?

moda1
İstanbul Moda’da bir heykel.

Herhalde herkes için aynıdır, turist olarak gittiğimiz şehri daha çok gezeriz. Doğduğumuz yerdeki çoğu müzeye, tarihi mekanlara veya turistler çok önemli merkezlere hiç gitmemişizdir ama birkaç günlüğüne bile olsa ziyaret ettiğimiz yeni şehirlerde her şeyi bir araya sıkıştırıp bütün turistik mekanlara gitmeye çalışırız. Bunu yaşadığımız şehirde de yapmak mümkün, hem de geniş zamanlara yaya yaya, güzellikleri ve farklılıkları sindire sindire keyif alabiliriz.

Continue reading

Ülkü Tamer Anısına…

Edebiyatın önemli isimlerinden Ülkü Tamer 1 Nisan 2018’de vefat etti, ardından medya onun şiirlerini ve işlerini hatırladı ve hatırlattı. Biz de Ülkü Tamer’i nasıl tanıdığımızı hatırladık ve bu nedenle, Ülkü Tamer’i kaybedişimizin birinci yılında bir yazı yazmak istedik.

ana-gorsel-ulku

Ülkü Tamer’in adını ilk olarak Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabının çevirmeni olarak öğrendik. En sevdiği kitabı okumaya kıyamayanlar olduysa neden kitabın kapağının her yanını ezberlediğimizi anlayacaktır. Harry Potter hayranları olarak, kitabın bitmesine kıyamaz, arada kitabı kapatır ve o çok güzel çizimleri seyreder ve kitabın yayın ve basımevi hakkında her şeyi okurduk. Dolayısıyla Ülkü Tamer bizim için Harry Potter çevirmeniydi (Sonrasında çeviriler Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu’ya emanet edildi.)

Sonra en sevdiğim dizilerden Yabancı Damat’ı seyrederken bir bölümde Continue reading

Ekşi Elmalar: Hayat inatlaştıklarımızı bir şekilde tekrar karşımıza çıkarır

Hayat inatlaştıklarımızı bir şekilde tekrar karşımıza çıkarır. Bu belki de tüm ipleri ele alamayacağımızı ve her şeyi kontrol etmenin mümkün olmadığını anlamamız içindir.

Bir hikaye sizi etkiliyorsa gerçek hayata dayalı olduğunu öğrenince daha da etkilenirsiniz. Biz de Ekşi Elmalar filminin gerçek bir hikayeye dayandığını duymuştuk ama izledikten sonra araştırınca Yılmaz Erdoğan’ın annesinin babasından esinlendiğini öğrendik.

eksi_elmalar-1

Filmin ana karakterlerinden Aziz (Yılmaz Erdoğan) Hakkari’nin ileri gelenlerinden ve o zamanlar bile Hakkari’ye teleferik yaptırmayı düşünmüş biri. Ayrıca inatçı, kendine güvenen ve dediğim dedik biri. Biz de Gaziantepli olduğumuz için sert ve kararlı erkek figürleri bize yabancı değil. Yine de bu film aslında erkek egemen bir filmdense kadın odaklı bir film. Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı kadın karakterler çarşıya çıkamasalar da, okula içlerinden biri yollanmış da olsa ve evin tüm yükü omuzlarında da olsa hala güçlü, istediklerini bilen ve harekete geçen kadınlar. Continue reading

Kafka’nın Dava’sını Okumadan Joseph K.

Övgü’nün bir önceki blog yazısı Kafka’nın Dava’sını okuduktan sonra kitaptan uyarlanan Joseph K oyununu nasıl bulduğu ile ilgiliydi. Bense oyundan önce Dava’yı okumadım, sadece konusunu biliyordum. Bu yüzden farklı bir bakış açısından aynı oyunu yorumluyorum.

Sahnede anlatılan her hikaye tiyaro değildir aslında. Tiyatro ve gösteri birbirinden farklıdır. Tiyatronun içerdiği sanat unsuru, gösterinin içerdiği eğlence unsuruna benzer. Tiyatroya gelenlerin eğlence kısmını takılıp kalması ve anlatılmak istenen derinliği hissedememesi biraz acıklıdır. Sert bir eleştiri ama öyle.

joseph

Uzun zamandır görmek istediğimiz Joseph K oyununu izledik. Mert Fırat’ın son zamanlarda Continue reading

Yapmayın arkadaşlar, Mert Fırat boşuna bu kadar yorulmadı!

Mert Fırat sahnede, ip atlıyor, şınav çekiyor, hopluyor zıplıyor, dans ediyor, bağırıyor, kucaklıyor, deliriyor, çırpınıyor. Tek perde oyunda herkesin gözü onda.

Tabii diğer oyuncular Özgün Aydın, Onur Dilber ve Didem Balçın da yoruluyor ama Mert Fırat en çok yorulan oyuncu sanki.

Buraya nasıl geldik, önce onu anlatayım.

DasDas’ın Joseph K. oyununun Kafka’nın Dava romanından güncelleştirildiğini okuduğumda ilk işim bu romanı okunacaklar listemin en başına koymak oldu, ve tabii ki DasDas’ta Joseph K. oyunu da görülecek oyunlar arasında en baştaydı.

Lisedeyken Edebiyat dersinde Kafka’dan Dönüşüm kitabını okumuştuk. Sonrasına Dava’yı çok duymuş ama bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım.

Bu oyuna bileti aldık, ve ben oyun tarihine kadar kitabı bitirme sözü verdim kendi kendime.

Romanın büyük bir kısmını oyundan bir gün önce okudum ve oyun günü son yirmi sayfası kalmıştı. O kadar inat etmiştim ki, Continue reading